11 Mart 2016 Cuma

GREY - Kitap Yorumu




Grey Yorumum : 

Uzun süre sonra Grinin Elli Tonu'nu ikinci defa  okuduğumda sıkılmıştım. İşte sonra Grey haberi geldi. Çok sevindim çünkü Grey hayranıydım. Hemen aldım. Grey'in açısından acaba neler oluyor deyip merakla başladım. Açıkçası biraz hayal kırıklığına uğradım. Belki Ana'nın bakış açısından olayları bildiğim için sıkıldım bilemiyorum. Sınavdan dolayı (ygs) 1-2 ayda bitirdim bunun da etkisi olabilir. Çeviri zaten berbat ötesi hiç hoşuma gitmedi. Uygun koşullarda ve daha düzgün bir çeviri olsaydı belki daha çok sevebilirdim.İş hayatı ile ilgili olan kısımları hızlıca okudum sıkıcıydı. Kitapta anlatacak çok olay olmadı. Genelde bildiğimiz şeyler. Sanki ruhsuzdu kitap. Sürekli eline alıp acaba ne olacak diye okuyası gelmiyor insanın. Grey hayalimde daha iyiydi. Bazen acıları ve kabuslarından dolayı üzüldüm zaten bana çekici gelen çok acı çeken biri olması. Yaralarını sarabilsem diyebiliyorsun bazen. Grinin Elli Tonu kitabında bunu daha sık dilemiştim. Iyy ne biçim kitap sakın okumayın demiyorum. Okuyun ama çok bir şey beklemeyin. Sonra benim gibi hayal kırıklığına uğrarsınız. Ana'nın hazır cevap ve komik olması eğlenceliydi. Çocukluğuyla alakalı olaylar güzeldi daha çok olmasını isterdim. Her şeye rağmen idare eder. Başka kişilerin yorumlarına da göz attım. Benim gibi beğenmeyenler kadar aşırı beğenenlerde var. Okuyun derim. Belki siz sevenler arasına girersiniz.

Üzüldüğüm kısımlardan biri



Grey Kitap Özeti : Tüm dünyada fırtınalar estiren "Grinin Elli Tonu" serisi devam ediyor!
Şimdi Anlatma Sırası Christian'da…
Sende bir şeyler var Anastasia.
Uzak duramıyorum senden.
Ateşe uçan pervane gibiyim.
Seni fena halde istiyorum, hem de tam şu anda…
E L James, dünyanın dört bir yanında milyonlarca okuru kendine esir eden bu aşk hikâyesine, Christian'ın kendi ağzından; onun düşünceleri, duyguları ve hayalleriyle yepyeni bir bakış açısı getiriyor.

Christian Grey her konuda kontrolü elinde tutmayı seviyor; dünyası düzenli, disiplinli ve bomboş - ta ki Anastasia Steele, biçimli bacakları ve birbirine girmiş uzun kahverengi saçlarıyla ofisine düşene kadar. Christian onu unutmaya çalışsa da anlayamadığı ve karşı koyamadığı bir duygu fırtınasına kapılıyor. Daha önce tanıdığı bütün kadınların aksine utangaç, saf Ana sanki Christian'ın "iş dünyasının züppe harika çocuğu" maskesinin altındaki buz gibi, yaralı kalbini görebiliyor.

Ana'yla birlikte olmak Christian'ı her gece uykularını kaçıran çocukluk korkularından kurtarabilecek mi? Yoksa karanlık cinsel arzuları, kontrol takıntısı ve kendine duyduğu derin nefret bu kızı uzaklaştırıp ona sunduğu hassas kalbi parçalayacak mı?



30 Nisan 2015 Perşembe

Kitap Tavsiyesi : MELEK

     

Bu seriyi mutlaka okuyun. -Melek, Ateş, Son Savaş- Çok güzel. Son kitaptayım ve çok heyecanlı. Hiç beklemediğim şeyler oluyor. Kitabın güzel yanlarından biri hep kızın hem erkeğin ağzından anlatılan kısımlar olması. Diğer devam kitapları da aynı şekilde. Ve konusu farklı. Sıradan liseli bir insan bir melek aşkı yok. Burada melekler kötüler. Gerçekten çok kötüler. Ve MK -Melek Katili- adında grup var. Melekler insanların enerjilerinden besleniyor. Ve melek çarpmasına uğruyorlar. Çok detaya girmek istemiyorum. Ama kesinlikle bayıldım.

MELEK :  Willow diğer kızlardan farklı olduğunu biliyor ve bunun tek sebebi araba tamir etmekten hoşlanması değil. Willow'un bir yeteneği var. Tek bir dokunuşla insanların geleceklerini görebiliyor, rüyalarına girebiliyor ve umutlarını, pişmanlıklarını bir kitap gibi okuyabiliyor. Bu gücü nereden aldığını ise kimse bilmiyor. Alex hariç. Gizemli, doğaüstü bir çekiciliğe sahip olan Alex, Willow'un sırrını biliyor ve onu durdurmak için yola çıkıyor. Willow'un içindeki karanlık güçler, onu tehlikeli ve karşı konulmaz kılıyor. Alex şimdi can düşmanına âşık olmak üzere.

Serinin diğer kitapları : 




6 Kasım 2014 Perşembe

Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor (Kitap Yorumu)



Kitabı merakla alıp okudum. Başlarda biraz sıkıldım. Ama sonra birden harika gitmeye başladı. Bir yandan çabuk bitsin dedim çünkü neler olacağını merak ediyordum. Bir yandan ise hiç bitmesin istiyordum. Akiva :( Aklımdan çıkmıyor... Başta isimlerde farklı geldi ama çabucak alıştım. Neyse biraz konusuna geleyim. Kitabın geçtiği genelde geçtiği yer Prag. Arada Karou başka yerlere gidiyor ama iş amaçlı falan. Kitapta kimeralar ve melekler var. Tabiki bu iki taraf düşmanlar. Kimeralar yarı hayvan yarı insan sayılabilir. Kitaptaki meleklerin kanatları da çok ateşli  :DD




Karou, Brimstone’un dilek dükkanında büyütülmüş. Orada İssa, Twiga ve Yasri de var. Yandaki resim Karou ve Brimstone için temsili resim. Brimstone dişleri topluyor. Karou da genelde gidip alıyor ve gizli geçitlerden geçip Brimstone'a teslim ediyor. Zuzana var. Ufak Zuzana boyu oldukça kısa ve kesinlikle çok sevdim :D Zuzana'nın sevgilisi Mik var birde. Hiç kıskanmadım onları hemde hiiiç -.- Çok tatlıydılar ya :D Birde Kazimir var. Tam.Bir.Aptal. Karou'nun eski sevgilisi ve onu hiç sevemedim. Hatta başlarda onun olduğu kısımlarda sıkıldım. :( Neyse daha sonra kapılarda yanık el izleri çıkmaya başlayınca olaylar başlıyor. Karou yakışıklı meleğimiz Akiva ile karşılaşıyor ve bu pek hoş olmuyor.
Kılıcıyla Karou'yu yaralıyor. Öldürebilecekken öldürmüyor. Birde Karou'nun avucunda diğer kimeralar gibi hamsa dövmesi var. Karou, Akiva'ya onları dokundurunca melek çok etkileniyor. Hatta biraz kötüleşiyor. Birde geçit görevini gören kapılar yanınca Karou ailesi olarak gördüğü kimeraların yanına gidemiyor. Oraya gitmek için yollar arıyor. Kitap ilerledikçe heyecanı artıyor. Dişlerin ne işe yaradığı ortaya çıkıyor. Öğrenince "Ohaaa" dedim :D Ama en çok şaşırdığım şey Karou'nun kim olduğuydu. Her neyse hala okumadıysanız OKUYUN. Kesinlikle okumaya değer :D

 Bu yukarıdaki hatunda Madrigal. Yani Akiva'nın eski sevgilisi. Onun olduğu kısımları sevdim. Kızı çok sevdim yani :D

Kitabı azıcık özetleyen bir resim olmuş. Bir kız kim olduğunu bilmiyor. Brimstone'un dükkanı.Dişler.. Kapıdaki el izi.. Her şey de böyle başlıyor ya zaten.
Maleficent filminden olsa da ilk aklıma gelen Madrigal oldu :D

Neyse bu kadar yeter. Çok bile yazdım. Sevgilerle :D Not : MUTLAKA OKUYUN DERİM.


27 Ekim 2014 Pazartesi

Kitap Alıntıları



"Gücünü ihtiyaçtan alan, şehirleri ve koca koca uygarlıkları yıkan türden değil, onları sil baştan inşa eden türden bir aşk olduğunu biliyordum bunun."

 -Melez Sözleşmeleri Serisi :D 
Hangi kitabında olduğunu unuttum. :D

İnstagram

12 Ekim 2014 Pazar

Alıp Pişman Olduğum İki Kitap


1- ŞAHANE HATALAR CUMARTESİ

Yazarları :  

Tara McCarthy
Lorraine Freeney

Konusu :

Son hatanı hatırlıyor musun?Sahane!
Serinin dördüncü kitabında vitesi yükseltiyoruz.
Cumartesi gecesi atesi tutusturuyor. Barlar seksi kadınlarla, bas döndüren erkeklerle dolu.
Eski sevgilin pusuda, en yakın arkadasın büyük bir sır saklıyor, herkesin gözü birbirinin üzerinde.
Cumartesi geceni nasıl tamamlayacagın ise tamamen sana ve yapacagın seçimlere baglı.
Sürprizler adrenalini son raddeye çıkarıyor, sahane hatalar unutulmaz sonlarla dügümleniyor.
Çözebilir misin?
Kader diye bir sey vardır ve sizin seçimlerinizle değişir.
Bu kitabı okumaya normal bir kitap gibi birinci sayfadan baslayın. İlk bölümün sonunda, önünüze bir yol ayrımı çıkacak. Kararınızı verin ve ilgili bölüme gidin.
Her bölümün sonunda seçimlerinizle kaderinizi kontrol etmeye devam edeceksiniz.
Kitabı okurken bazen hiç beklemediginiz bir yere ulasacak, bazen de kendinizi daha önce oldugunuz yerde bulacaksınız.
Hayatın size neler hazırladıgını asla bilemezsiniz. Ama sunu biliyorsunuz: iyilikler her zaman ödüllendirilmiyor ve bazen hatalı kararlar, sahane olayların baslangıcı olabiliyor. Her yolculugun sonunda basa dönüp tekrar baslayın, unutmayın, herkes ikinci bir sansı hak eder. Yüzlerce farklı hayat sizi bekliyor.
Iyi sanslar.

Yorumum : Arkadaşım önerdi. Çok sevmiş. Bende hiç arkasına bile bakmadan, araştırmadan aldım. Zaten acelem vardı oradayken alayım dedim. Sonra öğrendim ki serinin dördüncü kitabı. Arkasını çevirip 2 cümle okumadığım için pişmanım. Neyse. Herkes bayılıyor. Bende konusunu okuyunca farklı gibi geldi. Seveceğimi düşünmüştüm. Fikir çok iyi seçimi kendin yapabilmen çok iyi. Ama anlatışını beğenmedim. Çok basit bir dil.  Hatta bitiremeden bıraktım. Tarzım değilmiş anlaşılan. Bir bölümü 5-10 dakikada bitirip bıraktım. Devam edemedim. Edebi yanı yok, eğlenceli değil ve dili berbat. Bence kesinlikle okumayın. 

2- MUCİZELER ÇAĞI

Yazarı : Karen Thompson Walker

Konusu : Bir gün 25 saat olsaydı ne değişirdi? Peki ya 32 saat? 48 Saat? 56 Saat?..
Dünyanın dönme hızı yavaşlıyor...

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

California’da sıradan görünen bir cumartesi sabahında Julia ve ailesi, dünyanın dönüşünün yavaşlamaya başladığını öğrenir. Günler ve geceler gittikçe uzamakta, yerçekimi kuvveti değişmekte ve doğa yok olmaktadır. 11 yaşındaki Julia ve tüm insanları yepyeni
bir dönem beklemektedir.

“Gerçekte ne kadar az şey bildiğimiz hâlâ beni hayrete düşürüyor… Belki de benim ve ailemin başına gelenlerin yavaşlamayla hiçbir ilgisi yoktu. Mümkündü ama zannetmiyordum. Hem de hiç.”   

Yorumum : Kitap küçük bir kızın (11) bakış açısından yazılmış. Pek aksiyon yoktu. Çok az kısmı güzel geldi. Açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Değişim güzel anlatılmış. Ama daha heyecanlı, daha olaylı anlatılsaydı keşke diyorum. Birazcık basite kaçmış. Ama bu da çoğu kişi tarafından sevilmiş bir kitap. Puan verecek olsam 10 üzerinden ancak 6 veririm. İyi ama çok daha iyi olabilirdi. Kitabın son satırlarını sevdim. O da şuydu "Parmaklarımızı yaş betona batırıp bildiğimiz en doğru ve basit şeyi yazmıştık -İsimlerimizi, tarihi ve şu kelimeyi : Buradaydık."